(ANKARA) – CHP’nin 39’uncu Olağan Kurultayı’nda adaylık konuşması yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Cumhuriyet Halk Partisi yeni bir siyaset hattındadır. Siyasetimiz millet merkezli siyasetdir. İttifakımız Türkiye İttifakıdır. Sokağı duyan, meydana inan, köye giden, fabrika örgütleyen, kapıyı çalan, eve gelen, sorunu bilen ve çözümlerini söyleyen bir siyaset hattında yürüyeceğiz. Seçim kampanyamız 19 Mart‘ta direnişle, 23 Mart‘ta Cumhurbaşkanı adayımızı belirlememizle fiilen başlamıştır. Elbette zor zamanlardan geçiyoruz, geçeceğiz. En ağır bedelleri ödedik, ödüyoruz, ödeyeceğiz. Ben sizlere ilk seçime kadar güzel günler vadetmiyorum. Tüm mücadelenin sonunda size iktidar vadediyorum” diye konuştu.
CHP’nin “Şimdi İktidar Zamanı” sloganıyla düzenlediği 39’uncu Olağan Kurultayı’nda Genel Başkan seçimi gündemli ikinci gün başladı. CHP’nin Ankara Spor Salonu’nda yapılan 39’uncu Olağan Kurultayı’nda CHP Genel Başkanı Özgür Özel, adaylık konuşmasını yaptı.
“Biz, terörsüz ve demokratik Türkiye’yi mutlaka inşa edeceğiz”
Özel, konuşmasında şunları kaydetti:
“İçinde bulunduğumuz Orta Doğu coğrafyası, uzun yıllar çatışmaların, savaşın ve acının dinmediği bir coğrafyadır. Buna yüz çeviremeyiz. Yok sayamayız. Körfez Savaşı bizi nasıl etkilediyse, Suriye Savaşı da Türkiye’nin ekonomik ve sosyal iklimini derinden etkilemiştir. Gazze’deki soykırım hepimizin ağlatmıştır, ayağa kaldırmıştır. Türkiye’nin huzuru ve refahı, bölgenin barış ve düzeni için kritiktir, olmazsa olmazdır. Türkiye huzurluysa bölge huzurlu olur, bölgede huzurun önceliği olur. Bölgede huzur ve barış olursa Türkiye’de kardeşlik ve refah hızla büyür. Tam da bu nedenle milli çıkarlarımızı, kardeşliğimizi ve birliğimizi merkeze alan bir bilinçle bölgesel bir güç olma sorumluluğumuzla, altını çizerek söylüyorum, altını çizerek, Türkiye’nin demokrasi ve sosyal birikimi Orta Doğu’daki tüm kimlikler ve inançlar için huzur ve refah sağlayacak güce sahiptir. Bu öncülüğü yapabilmek ise ancak kendi toplumsal barışını, demokrasi ve adaletini sağlamış bir Türkiye ile mümkündür. Herkes suni tartışmalardan vazgeçip hedefe odaklanmalıdır. Biz, terörsüz ve demokratik Türkiye’yi mutlaka inşa edeceğiz. Türkiye’yi içine kapatan, toplumu birbirine düşüren, siyaseti tarihe gömmeye, bölgemizde barışı, kardeşliği, ülkemizde de huzuru, eşitliği ve refahı sağlayacak yeni bir dönemi başlatmaya geliyoruz.
“Vergi adaletsizliğinde, yüksek faizde Avrupa birincisiyiz”
Bu kara düzen milletimizi sınıflara bölmektedir. Millet ‘iktidara yakın olanlar’ ve ‘olmayanlar’ ayrımıyla bölünmektedir. Korunan zenginler; iktidara yakın olanlar, gelir ve servete bölüşebiliyorlar. Kaliteli eğitime ve sağlık hizmetine erişebiliyorlar. Mahkemelerden istedikleri kararları çıkartabiliyorlar. Liyakatsiz de olsalar torpille makam sahibi olabiliyorlar. Bunlar kara düzenin seçkin zümresidir. Ama milletin evlatları işsiz, okusa da iş bulamıyor. Milletin evlatları yoksul, çalışsa da hak ettiği gelire erişemiyor. Artık kimse ‘Okursam, çalışırsam başarırım, kazanırım’ diyemiyor. İşçinin evladı nitelikli eğitime ulaşamıyor. Emekli devlet hastanesinde günlerce randevu sırası bekliyor. Bir vatandaş ‘İktidara yakın biriyle davalık olsam ben mahkemede adaleti nasıl bulurum?’ deyince ‘AK Parti’ye yakın avukat mı tutsam?’ diye aklından geçiriyorum. Bu kara düzende devletin kapıları milletin yüzüne kapanmıştır. Devletin kapıları millete kapalı, bir avuç insana açıktır. Kendini milletin üstünde gören bu kara düzen Türkiye’nin enflasyonunda Avrupa birincisi yapmıştır. Yoksulluk ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Vergi adaletsizliğinde, yüksek faizde Avrupa birincisiyiz. Cumhuriyet 10 yılda her yaştan 15 milyon genç yaratmıştı. AK Parti’nin kara düzeni 5 milyon evde oturan genç yaratmıştır. Demokrasilerde siyasetin pusulası millettir ama biz Türkiye’de artık siyasetin pusulasının bozulmuş olduğunu görüyoruz, biliyoruz. Bizim hedefimiz Türkiye’yi millet merkezli siyasete döndürmektir.
“Dış politikada Türkiye saygınlığa kavuşacak, iktidarımızda dünyadaki hiçbir lidere karşı boynumuz bükülmeyecek”
Peki biz bu sorunlardan nasıl çıkacağız? Dört alanda yapacağımız reformlarla adaleti getirerek. Öncelikle mahkemede adaleti sağlayacağız. Artık yolu adliyeye düşen herkes orada adaleti bulacağını görecek. Sonra gelirde adaleti sağlayacağız. Okuyan, emek verip, çalışan herkes insanca yaşayabileceği bir gelire erişebilecek. Mülakat kalkacak, liyakat gelecek. Çiftçi desteklenecek, teknolojik girişimler desteklenecek ve Türkiye üreten Türkiye olacak. Elde edilen gelir adaletle bölüşülecek. Bu ülkenin onurlu insanları birinin yakını olduğu için değil, bu memleketin yurttaşı olduğu için temel vatandaşlık geliri ile belli bir gelir seviyesine sahip olacak. Vergide adaleti sağlayacağız. Artık bu devletin kasası yoksullardan yüzde 89 vergi toplayarak, verginin yüzde 89’unu yoksullardan toplayarak dolmayacak. Vergi gerçekten kazananlardan alınacak. Çok kazanandan çok, az kazanandan az alınacak. Kazanmayandan vergi alınmayacak. Sosyal adaleti sağlayacağız. Birilerinin eşit, birilerinin az eşit olduğu düzen değişecek. Kürtler, Aleviler bu devletin eşit yurttaşları olduklarını iliklerinde, kemiklerinde hissedecekler. Birilerinin güvende olduğu ama kadınların, çocukların şiddete karşı; işçilerin iş cinayetlerine karşı korunmadığı bu düzen değişecek. Bu dört reformun tepesinde demokratik, laik, sosyal hukuk devleti çatısı olacak. O çatı Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet kurucusuna verdiğimiz sözle ilelebet payidar kalacaktır. Dış politikada Türkiye saygınlığa kavuşacak, iktidarımızda dünyadaki hiçbir lidere karşı boynumuz bükülmeyecek.
“Cumhuriyet Halk Partisi yeni bir siyaset hattındadır”
Dış politikada oğullara, mahdumlara, damatlara önem, ehemmiyet, yetki veren ciddiyetsizlikten eser kalmayacaktır. Dünyanın her yerinde vatandaşlarımız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gurur duyacak, pasaportlarının gördüğü saygıdan memnun olacak, devleti her an yanında hissedecek. Demokrasi, adalet ve ekonomide atacağımız adımlar; dış politikada elde edeceğimiz saygınlık, bize Avrupa Birliği’nin kapılarını açacaktır. Türkiye en kısa sürede Avrupa Birliği’ne tam i olacaktır. Başta gençler olmak üzere tüm vatandaşlarımız vizesiz ve Avrupa, yasaksız Türkiye’ye kavuşacaktır. Güçlü yurttaş‘la güvenli geleceği kuracağız. Kazanan Türkiye olacak. Güçlü yurttaş, güvenli gelecek, kazanan Türkiye yolunda hep birlikte çalışacağız. Şüphesiz Türkiye 102 yıl önce büyük mücadelelerle o dönemin kuşatmalarında ve işgallerinden kurtarılmıştır. Ülkemiz yüzü iki yıl sonra bu kez küçük bir zümrenin demokrasi ve adaleti hedef alan kuşatmasının altındadır. Ve bugün Cumhuriyetimizin çağın kuşatmasından kurtarmaya ihtiyaç vardır. Ülkemizin çağın kuşatması ndan kurtaracak irade bu salondadır. Kuşatmayı kırmanın parolası cesarettir. Cesaret bu salondadır. Karşımızda vergiyi tabana, siyasi tavana yayan bir düzen vardır. Biz vergiyi tavana, siyasi tavana yaymaya, tabanla siyaset yapmaya bu ülkenin yoksullar için siyaset yapmaya geliyoruz. Bugün Türkiye’de siyasetin rotası şaşmıştır. Biz siyasetin rotasını milletimize çevirmeye geliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi yeni bir siyaset hattındadır. Siyasetimiz millet merkezli siyasettir. İttifakımız Türkiye İttifakıdır. Altı okun ışığında, sosyal demokrasiye tüm bağlılığımızla daha fazla sosyal hayatın merkezinde siyaset yapacağız. Milletin merkezine yani sosyal merkeze konumlanıyoruz. Sokağı duyan, meydana inan, köye giden, fabrika örgütleyen, kapıyı çalan, eve gelen, sorunu bilen ve çözümlerini söyleyen bir siyaset hattında yürüyeceğiz.
“Seçim kampanyamız 19 Mart‘ta direnişle, 23 Mart‘ta Cumhurbaşkanı adayımızı belirlememizle fiilen başlamıştır”
Seçim kampanyamız 19 Mart‘ta direnişle, 23 Mart‘ta Cumhurbaşkanı adayımızı belirlememizle fiilen başlamıştır. Partimiz 255 gündür sokaktadır, meydandadır. Gerekirse bin gün sürecek dünyanın en uzun seçim maratonunu hep birlikte koşacağız. Seçime kadar durmadan, ev ev, sokak sokak çalışacağız. Bu zaferin destanını birlikte yazacağız. Türküsünü birlikte yakacağız. Bu bir türkü, toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü. Bu bir örgü, alev bir saç örgüsü. Kıvranıyor, kanlı kızıl bir meşale gibi yanıyor. Esmer alınlarda, bakır ayakları çıplak kahramanların. Ben de gördüm o kahramanları. Ben de sardım o örgüyü. Ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim. Ben de içtim toprak çanaklardan güneşi. Ben de söyledim o türküyü. Yüreğimiz topraktan aldı hızını, altın yeleli aslanların ağzını yırtarak gerindik. Sıçradık, şimşekli rüzgârlara bindik. Kayalardan kayalarla kopan kartallar, çırpıyor ışıkta yıldızlanan kanatlarını. Alev bilekli süvariler, kamçılıyor şaha kalkan kanatlarını. Akın var, güneşe akın. Güneşi zaptedeceğiz, güneşin zaptı yakın. Düşmesin bizimle yola evde ağlayanların gözyaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar. Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar. Akın var, güneşe akın. Güneşi zaptedeceğiz, güneşin zaptı yakın.
“Ben sizlere ilk seçime kadar güzel günler vadetmiyorum, iktidarı vadediyorum”
Elbette zor zamanlardan geçiyoruz, geçeceğiz. En ağır bedelleri ödedik, ödüyoruz, ödeyeceğiz. Ben sizlere ilk seçime kadar güzel günler vadetmiyorum. Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size mücadele vadediyorum. Ben size 100 yıl önce olduğu gibi gerekirse ölümü göze almayı, ama işgale teslim olmamayı vadediyorum. Ve tüm mücadelenin sonunda size iktidar vadediyorum, iktidar vadediyorum. Ben size onur, ben size haysiyet ve cesaret vadediyorum. Ben sizin gözlerinizde o cesareti görüyorum. Ben size bakınca bu zaferi birlikte kazanacağımız yol arkadaşlarımı görüyorum. Benimle birlikte yürümeye var mısınız? Benimle birlikte yürümeye var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? O zaman haydi bakalım gençler, yürüyelim arkadaşlar.”
(SON)

