Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Erol: Deprem kayıplarını azaltmak için nüfusu yeniden planlamalı, köylere dönüşe teşvik etmeliyiz

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda söz alan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, 2026 yılı bütçe görüşmeleri kapsamında Elazığ, Tunceli ve Türkiye genelindeki deprem politikaları, riskli alan uygulamaları, konut stratejileri, yerleşim planlamaları ve kırsal dönüş politikaları üzerine kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda söz alan CHP Elazığ Milletvekili

(ANKARA) – TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda söz alan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, 2026 yılı bütçe görüşmeleri kapsamında Elazığ, Tunceli ve Türkiye genelindeki deprem politikaları, riskli alan uygulamaları, konut stratejileri, yerleşim planlamaları ve kırsal dönüş politikaları üzerine kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

Erol, konuşmasında doğru yapılan işlerin devlet adına takdir edilmesi gerektiğini vurgularken, eksiklerin ve yanlış uygulamaların da açıkça ortaya konmasının önemine değindi.

Erol, 2020 Elazığ depremi sonrası yapılan rezerv alan planlamalarına ilişkin deneyimlerini paylaşarak, “O dönem, yeni rezerv alanların şehir dışında yapılmasına itiraz etmiştik. ‘Niye şehrin dışına deprem konutları yapıyorsunuz, işte şehrin bütünlüğü bozulacak, mahalle kültürü bozulacak?’ diye eleştiriler getirmiştik. Ancak Malatya depreminde gördük ki, mevcut yerleşim alanlarını ayağa kaldırmaktan ziyade yeni yerleşim bölgelerinde TOKİ konutları yapılarak kentte nüfus yoğunluğunun dağıtılması, deprem anında riskleri düşürmek açısından doğru bir karar olmuş. Bu karardan dolayı yetkili arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. TOKİ bölgeleri yalnızca barınma alanı olarak kalmamalı. Buralar aynı zamanda bir yaşam alanı olmalı. Mahalle kültürünün devam etmesine yönelik alışveriş merkezleri, sosyal alanlar, okullar ve insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayacak ticari alanlar olmalı. Bu önerilerimiz de değerlendirilerek TOKİ bölgelerine dahil edildi.” ifadesini kullandı.

Milletvekili Erol, riskli alanların doğru şekilde anlatılmadığını belirterek, “Depremde konutlarınız hasar görmüşse, devlet size mülkiyet sayınız ne olursa olsun bir konut sağlar. Ancak riskli alan farklıdır; mülkiyetiniz korunur, proje bütünlüğü açısından ve emlakın değer kazanması açısından önemlidir. Başta tepki gösteren vatandaşlar daha sonra yararlanmayan mahallelerin pişman olduğunu gördüler.” dedi.

Elazığ depremi örneği üzerinden sürecin zorluklarını aktaran Erol, “2020 yılında Elazığ’da sadece 3 bina yıkıldı ve 37 can kaybı oldu. Devlet, belediyeler ve tüm ilgili kurumlar müdahalede bulundu. Enkaz kaldırma süreci bir haftayı buldu; canlı ihtimali varsa her taş tek tek elle kaldırılıyor. 11 ilde yüz binlerce yıkık bina ve on binlerce can kaybı yaşanmışken süreci yönetmek çok daha zor.” ifadelerine yer verdi.

Deprem konutlarının kısa sürede tamamlandığını belirten Erol, “Bu mesele siyasi değil, ulusal bir meseledir. Benim ilimde Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Tunç Soyer üçü de birer okul yaptı. Belediye başkanlarının böyle bir yükümlülüğü olmamasına rağmen gösterdikleri dayanışmayı takdir ediyorum. Hepsine teşekkür ediyorum” dedi.

“Köylere dönüş teşvik edilmeli”

Erol, “500 bin konut projesini doğru buluyorum ama yerlerini doğru bulmuyorum. Türkiye nüfusunun yüzde 93’ü büyük şehirlerde yaşıyor; köylere dönüşü teşvik etmek daha anlamlı olur. Uzun vadeli ve düşük faizli kredi modelleriyle vatandaş kendi evini yapabilir.” diye konuştu.

“Munzur Vadisi Alevi toplumu için inançsal bir değerdir”

Tunceli’de yapılan sit alan değişkliğine ilişkin Erol, “Munzur Vadisi yalnızca bir akarsu veya doğal alan değildir; Alevi toplumu için inançsal bir değerdir. Sayın Bakan’ın talimatıyla hem Munzur Vadisi hem de Pülümür Vadisi genişletilmiş sınırlarla yeniden birinci derece sit ilan edildi. Bu düzenleme, üç ay gibi kısa bir sürede gerçekleştirilmiş ve Alevi toplumu açısından son derece anlamlıdır. Sayın Bakan’a ve emeği geçen tüm bürokratlara teşekkür ediyorum.” dedi.

“Depreme karşı mağduriyeti azaltmak için nüfus yoğunluğunu düşürmek şart”

Erol, deprem riskinin yüksek olduğu bölgelerde nüfus yoğunluğunu azaltmanın önemine dikkat çekti. Erol, “Elazığ depreminde gördük ki, deprem sırasında mağduriyet sayısını azaltmak için nüfus yoğunluğunu düşürmek şart. Bir sokakta 1 binanın yıkılması ile 10 binanın yıkılması arasında fark yok. 11 ilde yüz binlerce konut yapan devlet, deprem riski olmayan bir bölgede yeni bir sanayi kenti kurabilir. İstanbul ve Kocaeli gibi yüksek riskli sanayi bölgelerinde kimyasal fabrikalar yalnızca yıkılmaz, etki alanıyla kaynakları ve havayı kirletir. Deprem riski olmayan bir bölgede, altyapısı, sosyal donatı alanları, istihdam ve yaşam kültürüyle sıfırdan planlanmış bir model kent oluşturulabilir. Bizim 2011’deki Merkez Türkiye Projesi buna örnektir; sanayinin olduğu kentler model alınarak, altyapı, sosyal donatılar, istihdam ve yaşam kültürüyle örnek bir kent yaratılabilir.” diye konuştu.